İNSANLARI SİZ YARGILAMAYIN

02 Temmuz 2018 | Kategori: blog

          Nickiniz:   

Varsa Şifreniz: 

                  

İNSANLARI SİZ YARGILAMAYIN

Çünkü ahirette bizlere, “Neden insanlar ile alakalı hüküm vermediniz?” suali sorulmayacaktır. “Neden vatandaşları iyiye, güzele, doğruya, reşit olana çağırmadınız?
Neden ‘kavl-i leyyin-yumuşak söz’ ile gönül kazanmadınız, ne sebeple şerri en güzel biçimde savuşturmadınız, ne sebeple kirlenmiş yüzleri temiz sularla duru duruma getirmediniz?” diye sorulacaktır.İmam Gazali’nin kişilerin ibadet vaziyetiyle alakalı miktarı son derece ufuk açıcıdır. Bizler amaçlı, muhatap olduğumuz âlem amaçlı o şu şekilde der: “Bir insanın dinin dışarısında olduğuna konusunda elimizde 99 delil var da, ibadetin içerisinde olduğuna konusunda bir tek delil varsa ben 99 kanıtı bir yana bırakır, bir delile hükmederim. Onun mümin olduğuna hüküm veririm.” Makdisi’nin Tevvabun isimli eserinde anlattığı bir durum son derece ders vericidir. O şu şekilde anlatır: “Bir zaman Peygamberimizin yanına gitmek amaçlı yola

çıkarken Ebu Hureyre (r.a), mescidin dışarısında kendisini bekleyen bir kadınla karşılaşır. Bayan, Hz. Ebu Hureyre’ye yaklaşır ve bir derdini paylaşmak istediğini söyler. İslam hadis tarihinin surat akı meydana gelen bu sahab ‘buyur’ der. Bayan der ki:
‘Ben zina ettim. Bu zinadan gebe kaldım, çocuğumu doğurdum. Ardından da bu çocuğu boğdum. Benim amaçlı bir af ve çıkma kapısı var mıdır?’ Ebu Hureyre, son derece hiddetlenir ve kadını kovar. Kadını kovarken de, ‘Benden uzak dur, senin affın olacağını düşünemiyorum’ der. Bayan ağlayarak gider.Ebu Hureyre, vakası Peygamberimize anlatınca Hz. Peygamber (s.a.v) huzursuz olabilir. Ebu Hureyre’ye, bunun için hakkının olmadığını, yüce Allah’ın af kapısını örtme yetkisinin kimseye ilişkin olmadığını söyler ve ‘O kadına ümidini kaybetmemesi gerektiğini söyle’ der.

Yorum Yapın